Thursday, April 05, 2007

Hayatımda buraya yazdığım yazılar gibi bölük pörçük. Tam birşeyleri biriktirmişim, yazmalıyım derken bir anda yazmaktan vazgeçiyorum. Yada tam yazmaya başlıyorum bir tane bitiriyorum,ikinciyi bitiriyorum... Üçüncüsü ya gelmiyor yada bir kaç ayın ardından buraya düşülüyor. En son 18 Ocak 2007 tarihinde buraya yazmışım. Şimdilerin tarihi ise 5 Nisan 2007... Aradan gene iki buçuk aya yakın bir zaman geçmiş ve ben tekrar buralara birşeyler düşmeye gelmişim.
Bu sefer her zamankinden daha çok sebebim var yazmak için. Yavaş yavaş boş kalmış sayfaları doldurmaya başlıyorum. Sanırım herşey böyle olsa gerek...

Thursday, January 18, 2007

Kelimelerin gücüne her zaman inanmışımdır. Yazılanların bazen bir şeyi bir anda yok ettiğine, bazende umutsuz olan bir şeyi nasıl canlandırdığını görmüşümdür. Şimdi benim yazdıklarım bir şeyi bir anda yok etti oysaki umudum vardı yazdıklarımın çok şeyi değiştireceğine.

Geçen gün buraya birşeyler düşmüştüm. Belki birşeyleri daha iyi anlatırım diye. O yazdıklarım şu anda yok çünkü sildim, hemde bir daha yazmamak üzere...

Belki okuyorsundur diye söylüyorum;
Sen bu satırları okurken ben çok uzaklarda olacağım. Kendine lütfen iyi bak...
Olmadı...

Wednesday, January 17, 2007

Dönmek...
nereye?
kime?
Bir zamanlar terkedip gittiğim herşeye geri dönebilirim belki , ama kendime dönebilirmiyim orası meçhul işte...
Terketmek...
Herhangi bir şeyi olabilir.
Bazen bir şehri, bazen bir evi, bazen birisini, bazen birilerini, bazende kendini...
O kadar kolaymı peki?
Arkanda bir şeyleri bırakıp usulca gitmek. Sessiz ve sedasız...

İlk Aşk...

Ne zamandır dinlemiyordum bu şarkıyı. Ama şimdi dinlemek daha da bir anlamlı geliyor. Daha bir dolu ve daha bir net hissedebiliyorsun birşeyleri hayatında bişeyler olduktan sonra. Bu da o günlerden biri. Eskisinden daha iyi hissediyorum şimdi. Ve daha yoğun yaşıyorum. Bari sözlerinide yaziyim tam olsun;

Şimdi ben oldum yeniden
Kaçıncı kez yitirdiğim bulduğum
Kardeşim kadar eski bir sokakta
seni gördüm

Anladım artık beyaz bir vapurdur
aşk
Makine dairesinde söylemediğimiz
sözler
Uyutmaz yolcuları sabaha kadar

Seni mi gördüm, çözüldüm geçmiş
gibi
Bir karanfil açmış gibi yakamda
Kokladım yalnızlığımı, acıdım
kendime, sana
Zamanın üzümleri hep şarap olmuş

İlk aşkım deli aşkım bana çare bul,
Kendine çare bul,
Bağlandı elim kolum neyleyim?
İlk aşkım, deli aşkım bana çare bul
Kendine çare bul
Gel çöz beni azat et benden
Bu dünya naylon, anlamak güç
Bırak yıkasın içimizi geçmiş

.......
Uzun zaman sonra tekrar yazmaya başladım. Bu kadar uzun zamandan sonra ne yazılır yada neler yazılabilir onu bilemiyorum. Ama içimde çok şey olduğu ve bir çok şey çıkabileceği. Aslında farkettiğim bir şey var; ne zamandır yazmasam ve ne zaman o uzun zamanın üzerinden zaman geçtikten sonra yazmaya karar versem bütün yazılarıma aynı cümleyle başlıyor olmam. Aynı cümleleri kurmaktan sıkıldım ve aynı sahneleri yaşamaktanda.
Bu gün karar verdim; bu uzun zaman sonra yazdığım ilk yazı olucak ve bu gün bu uzun zamana dair bir çok şey daha yazıcam...

Monday, October 30, 2006

Hayatımın en kötü ve en karanlık günlerinden biri bu gün. Kafamdaki sorulara bir cevap bulmaya çalıştığım ama nedense bir türlü cevap bulamadığım bir gün. Yarın ne olucak yada yarından sonraki günler ne olucak bilemiyorum. Ama yarın iyi yada kötü ne olursa bir daha hiçbirşey aynı olmayacak.
Bu gün ilk defa içtiğim sigara dumanını içime daha da bir hızlı ve dolu dolu çekiyorum. Sanki bir daha çekemeyecekmiş gibi. İçtiğim birayı ilk defa bu kadar kana kana içiyorum ve hayatımda belkide ilk defa bu eve, bu odaya, bu şehre dolu dolu bakıyorum. Sanki yarından sonra gidecekmişim ve bir daha dönemeyecekmişim gibi...
Zaman artık yavaş yavaş da geçmiyor, tam tersine bu gün zaman daha da bir hızlı geçiyor. Hep derdim gitmek mi yoksa kalmak mı daha iyi diye. Şimdi gitmekten korkuyor, kalmaktan ise daha da bir heyecan duyuyorum.
Günün bitmesine altı saat kaldı, yeni günün başlamasına ise tamı tamına ondört saat. Ondört saat hayatı dolu dolu yaşamak için yeterlimi acaba?

Thursday, October 05, 2006

"Uçurtma uçar sözlüğümden,
geri gelmeyecek kuş,
yaşanmamış kırıntılar sadece bir düş.
Ve sen, ben değirmenlere karşı,
bile bile birer yitik savaşçı,
akarız dereler gibi denizlere,
belkide en güzeli böyle.."

Uçurtma hayatımız mı? Yaşanmamış kırıntılar, hep bir şekilde gerçekleşmesini istediğimiz dileklerimiz,hayallerimiz veyada ümitlerimiz mi?
Değirmenler kim peki? Hayatımızdaki değirmenler kimler? Hepimiz kendi hayatımızın Don Kişotumuyuz yoksa?
Bunları düşünmeden önce belkide en iyisi şarkıyı en başından dinlemek; Bülent Ortaçgil-Değirmenler..
Sadece susmak kalıyor geriye.
Sanırım...

Tuesday, October 03, 2006

Baktım da en son 20.09.2006 tarihinde buralara birşeyleri not düşmüşüm. Ya da not düşmek demeyelimde, karalamışım...
O zamandan bugüne kadar epey bir yol aldım hayatımda. Yani arkama dönüp baktımda 13 günde bayağı bir şey yaşamışım. Güzel şeyler var içinde yaşadıklarımın. Küçük ama güzel şeyler, beni mutlu eden şeyler.
En kısa zamanda kafamdakileri toparlayıp 13 günün özetini yazabildiğim kadar yazacağım. En geç 1-2 güne kadar başlarım...

Wednesday, September 20, 2006

Sonbahar her zaman gelir bu kente. Sıcak yaz günlerinin ardından, hafif esintili sabahlarla gelir sonbahar bu kente. Güneş bize oyunlar oynar bulutların arasından. Bizle oyun oynarmışcasına kendini bulutların arasından bir gösterir bir kaybolur. Sonra bu şehrin sonbahar yağmurlarıda farklıdır. Bir başladımı adeta ağlarmışcasına hiç durmadan devam eder. Bir gün, iki gün, üç gün...
Böyle geçer bu şehrin sonbaharında bu günler.

Yanlız bu seneki sonbahar her senekinden daha farklı bir şekilde geldi. Farklı geldi diyorum, çünkü hiçbir sonbahar başlangıcım ve onu takip eden 1 ay hiç bu kadar sakin ve huzur dolu geçmemişti.

Ya ben artık iyiden iyiye büyüyorum yada sorunlar yavaş yavaş bitmeyemi başlıyor? Ya da iyiden iyiye yanlızlıkmı çökmeye başladı hayatıma?
Bekleyip görmek en iyisi sanırım...
Uzak diyarlara gitmeyi düşünüyorum bazen. Daha önce hiç görmediğim, insanlarını tanımadığım, dilini, havasını, suyunu ve hatta "aşk" larını bile bilmediğim diyarlara gitmek istiyorum.
Gitmek ve bir daha dönmemek...