Thursday, November 24, 2005


Önce yaz bitti. Ardından sessiz sedasız sahte bir güneşle bize gelen, son günlerini serin ve soğuk yağmurlarla geçiren sonbahar ve birazdan kapıyı çalıcak olan bir kış. Her mevsimden daha bir çok sevdiğim ve hiç bitmesin istediğim tek mevsim. Diğer mevsimlerden ve zamanlardan çok daha farklı olan, sabahları çocukların eğlenirken attığı kahkalar ve suratına yenilen ilk kartopunun verdiği o garip ama güzel olan çığlıklarla dolan sokaklar, trafik karmaşasına yol açan beyaz taneler, akşamları sobaların üzerinde kestane yapılan ve sokaklardan her zamankinden daha çok üşünülmüş bir halde eve gelinen, pencerenin önünde eski bir battaniyeye sarılınıp bir bardak sıcak şarap içilen,beyaz örtünün üzerine siliniceğini bile bile bir çok anı yazılan tek mevsim. Az kaldı... Bu şehre çok yakın bir zaman sonra gelecek ve belki de hiç birimiz gitmesini istemeyeceğiz.
24 Kasım 2005