Monday, May 15, 2006

TheTavuk üzerine...

Sevgi onun özelidir,
İçinde bir çok duyguyu taşır,
Dobradır,
Profesyoneldir,
Düşündüklerini söylemekten çekinmez,
Hayalleri büyüktür,
Düşünceleri herkesinkinden farklıdır,
Sanatın her dalını sever,
Yaşamın anlamını kendisi bulur,
O bazen bir baba,
Bazen bir kardeş,
Bazende bu dünyada olmayan çok farklı biridir...

Hoştur,
Yakışıklıdır,
Karizmadır,
Bakışlarıyla bir çok şey anlatır,
Sever... Çok sever,
Ama sadece birini sever,
Onu hayallerinin içinde büyütür,
Belli etmez ama onunla yaşar,
O onun tek aşkıdır,
Ama gerçek ve saf aşkıdır....

TheTavuk olmak kolay değildir. TheTavuk'un arkadaşı,dostu,kardeşi olmak ise hiç kolay değildir. Çünkü onu anlamadan,onu yaşamadan, onun gibi düşünmeden,onun gibi hissetmeden onun ne demek istediklerini anlayamazsınız.


Thursday, May 11, 2006

Seni ilk defa ve en son 5 sene önce görmüştüm. Bir yaz gecesi tanışmıştık seninle, başkalarının sayesinde ve başkalarının aracılığıyla. Yanımızda bir çok insan olmasına rağmen, sanki sadece ikimiz vardık bulunduğumuz yerde. Oysaki, yeni tanışmamıza rağmen ne kadar çok şey konuşup, ne kadar çok şey anlatmıştık birbirimize. Sonra seni o geceden sonra bir daha göremedim. Hep bekledim kapının çalmasını yada birileriyle haber gönderip "Hadi gel dışarı çıkalım" demeni o kadar beklemiştimki. Senle tanışmama vesile olan insanlarada seni hep sormak istedim ama utandım her seferinde. Sonra duydumki çoktan geldiğin yere gitmişsin...
O tanıştığımız günün 5 sene sonrasında çok şey yaşandı. Bana dair, hayata dair, düşlere dair... Arada birde seni düşündüm, ama çok takılmadan. Sonuçta bir daha seni göremiyeğimden dolayı olsa gerek fazla kurcalamadım. Hep içimde bir yerlerdeydin...
Şimdi 5 sene sonra tekrar seni aynı insanların yanında ve aynı yerde gördüm. Biraz çekindim utandım sana selam derken. Kolay değil 5 senedir görmediğin, kalbinin ve hayatının hep gizli kalmış bir yerinde, isminden başka hiç birşeyin ve bir kaç sözcüğün dışında başka tek bir kelime dahi konulmadan kapatılmış bir sayfayı tekrardan açmak.
Ama genede selam verdim her ne kadar zorlansamda. Hafifçe güldük birbirimize. Çok değişmiştin ve 5 sene önceki halinden çok ama çok farklıydın. Tam ben sana;
- Ne kadar da değişmişsin
diyecekken, sen bana aynı şeyi söyledin. Bir kerede daha aynı şeyi düşünmüştük. Aynı 5 sene önceki gibi. Sonra yanındaki koltuğa oturdum. Ama sana hiç bakmadım. Sadece sen birilerine birşeyler anlatırken, gözümün ucuyla sana bakıyordum.
Şimdi sen gene gidiceksin ve ben tekrar seninle niye daha fazla vakit geçiremedim diye kendi kendime düşünüceğim...
Bir daha ne zaman gelirsin bilmem ama emin olduğum bir şey varki 3 gün sonra gideceğin. Ve ben, ismin ve birkaç kelimeden başka hiçbirşey yazılmamış o sayfaya tekrar bir kaç kelime birşey yazacağım ve tekrar kapatacağım. Keşke gitmesende beraber doldurabilsek....
Herşeye rağmen genede HOŞGELDİN!!!

Tuesday, May 09, 2006

geldim geleli alışamadım buraya ve sanırım alışmamda bir müddet daha zor olucak. Nefretlerim, sinirlerim, gözyaşlarım kısacası tüm sıkıntılarım tekrardan çıkıverdi ortaya gelince. Tekrardan lanet ettim yaşadığım herşeye,her ana. Oysaki herşey gidip gelince değişicek sanmıştım ama hiç birşey değişmiyormuş ve ben sadece kendimi kandırıyormuşum.
Dakka 1 gol 1 oldu. Sınav sonuçlarım açıklandı. Yüksek not almam gereken 2 dersten gene düşük almışım biri 23 biri 19 (hiç beklemiyordum bu kadar düşük bir not) Şimdi kasıp 65 almam lazım ikisindende. Alabilirmiyim? Bilmiyorum... Birde üstüne üstlük notlarıda hemen çok metah bir olaymış gibi asmışlar. Sinir oldum... Gidicem silicem listeden ismimi. Benim notlarımdan millete ne ki? Nefretim daha çok arttı bu olaydan sonra. İnsanlar ne kadar da meraklıymış birilerine kötü haberler vermeye. Arkadaşıma sordum notlarını gördünmü diye "Evet gördüm,berbattı" dedi ve ardından " Seninkide berbattı"... Ne dersinki bu durumda? Bir an çok bağırasım çağırasım geldi ama kendimi tuttum. Sanırım böyle zamanlarda kendini tutmak en iyisi.Ama genede nefret ediyorum herşeyden....

gidiş-gelişler

Gittim ve geldim... 4 gün güzel ve bir o kadar da değişik geçti. Kafamı dinledim, hava aldım, beynimi tazeledim(mi?). TheTavuk gel bir hafta daha kalalım dedi tamam dedim. İkimizde güldük birbirimize bakarak (oysaki sınavlar var)... Günlerimiz şöyle geçti, böyle geçti, şunu yaptık, bunu yaptık demiyicem. Ama tek diyebileceğim insanın arada bir buralardan kaçıp gitmesi gerek çok uzaklara, iyi geliyor... bir daha ne zaman giderim bilmem

Monday, May 01, 2006

salı gecesi 23.45...

Evet salı gecesi 23.45 ve ben gidiyorum... Biraz kafamı dinlemeye, biraz buralardan uzaklaşmaya, temiz hava almaya, şehir ızdırabından kurtulmak için gidiyorum. 4 gün kalıcam ama o da yeticek biliyorum. Zaten maksat burdan uzaklaşmak, bir nebzede olsa bunalmışlık durumundan çıkmak değilmi? Eskiden olsa pek gitmek istemezdim, evimde oturayım, ailemin yanında olayım ve baharda istanbulun tadını çıkarayım diye can atardım. Ama bu sefer öyle bir niyetim yok. Tek istediğim gitmek ve yenilenmiş bir biçimde yeniden gelmek. Planlarım arasında denize girmek, rakı-balık-mangal üçlüsünü oluşturmak ve canımdan çok sevdiğim 3 dostumla beraber eğlenmek, dertleşmek, hasret gidermek... Olabildiğince kafamı boşaltmak ve geldiğimde herşeyi sıfırlanmış bir şekilde bulmak istiyorum. Gerçi zor ama ümit işte.
Şimdi salı gecesi 23.45'i iple çekiyorum. Umarım herşey iyi gider

4,5 ayın acısı nasıl çıkar?

Tamı tamına 4,5 ay olmuş. En son 7 ocak 2006'da yazmışım. Eeee haliyle 4.,5 ay birşey yazmayınca insanın içini iyice kusası ve hatta hatta herşeyi noktasına virgülüne kadar teker teker anlatası geliyor. Ama o kadarda yazamam herhalde. Çünkü bende geçen 4,5 ay boyunca neler olduğunu tam olarak hatırlıyor değilim. Ama elimden geldiği kadar kısa bir özet yapacağım. Fakat bunu aylara göre yapmayı düşünüyorum. En azından karışık olmaz...

Şubat : Bu ayı nedense çok seviyorum. Belki bu ayda doğmuş olmam, kış mevsiminin son ve en güzel ayı olması yada bu ayda diğer aylara göre daha çok şey yaşıyor olmam. Dediğim gibi bu ayda doğdum (18 Şubat 1983). Hani herkes doğumgününde özel şeyler yapar,eğlenir,bir yerlere gider,sevdikleriyle olur,çeşitli hediyeler alır vs vs vs... Ben bunların hemen hemen hiçbirini yapmadım veya yaşamadım doğumgünlerimde.Hediye meselesi hariç. Bu doğumgünüm her zamankinden garip geçti. Çünkü babam bu doğumgünümde yanımda olamadı.Gerçi artık bundan sonrada olurmu bilinmez ama genede insan üzülüyor. Doğumgünüm dışında hiç bir farklılığı yoktu şubatın. Sakin ve sessiz sedasız geçti. Kısacası sıradan bir kış mevsiminin son ayıydı.

Mart : Bu ayı hiç sevmiyorum. Hem dengesiz hemde sınavlarımın başlamasına bir ay kalıyor. Çok çalıştım desem mayısta yalan söylerim ama elimden geldiğince kafamı toplayıp çalışmaya çalıştım. Ama şunu kabul etmem gerekiyorki geçen seneki mart ayı bu senekinden çok çok daha iyiydi. Bir sevgilim vardı, derslerim iyiydi, ben iyiydim,ruhum ise hiç bir zaman olmadığı kadar huzurluydu. Ama geçen seneki mart sadece göstermelikmiş bunu anladım...

Nisan : Sınavlarımın olduğu sıkıcı ay. Çok hareketli geçti. Sınavlar dışında havaların ısınmasıyla beraber kendimi sokağa atıverdim. Bol bol gezdim,kafamı dağıttım vs vs vs... Bunun dışında sıkıcı,anlamsız ve bir o kadar da şimdi düşündüğüm zaman gerçekten saçma ve gereksiz ama o zaman üzüldüğüm olaylar ve durumlar yaşadım. Nasıl geçtiğini hiç anlamadım, çabucak bitiverdi....

şimdi mayısın ilk günündeyim. Bu gündende pek bir anlam çıkaramadım. Daha ayın ilk günü ve anlamsız geliyor bana. İnşallah bu ay adam gibi elle tutulur, beni sevindiren ve beni pek fazla sıkmayan şeyler yaşarım diye düşünüyordum ama dakka 1 gol 1 oldu. Hadi bakalım hayırlısı...