Wednesday, September 20, 2006

Sonbahar her zaman gelir bu kente. Sıcak yaz günlerinin ardından, hafif esintili sabahlarla gelir sonbahar bu kente. Güneş bize oyunlar oynar bulutların arasından. Bizle oyun oynarmışcasına kendini bulutların arasından bir gösterir bir kaybolur. Sonra bu şehrin sonbahar yağmurlarıda farklıdır. Bir başladımı adeta ağlarmışcasına hiç durmadan devam eder. Bir gün, iki gün, üç gün...
Böyle geçer bu şehrin sonbaharında bu günler.

Yanlız bu seneki sonbahar her senekinden daha farklı bir şekilde geldi. Farklı geldi diyorum, çünkü hiçbir sonbahar başlangıcım ve onu takip eden 1 ay hiç bu kadar sakin ve huzur dolu geçmemişti.

Ya ben artık iyiden iyiye büyüyorum yada sorunlar yavaş yavaş bitmeyemi başlıyor? Ya da iyiden iyiye yanlızlıkmı çökmeye başladı hayatıma?
Bekleyip görmek en iyisi sanırım...
Uzak diyarlara gitmeyi düşünüyorum bazen. Daha önce hiç görmediğim, insanlarını tanımadığım, dilini, havasını, suyunu ve hatta "aşk" larını bile bilmediğim diyarlara gitmek istiyorum.
Gitmek ve bir daha dönmemek...

Tuesday, September 19, 2006


Bir kadın düşünün;sesiyle sizi alıp bambaşka diyarlara götürdüğünü ve orada hapsettiğini. Bahsettiğim kişi Edith Piaf...Fransanın en hüzünlü ve her dinlediğinizde sizi ağlatabilecek duruma getiren bir sanatçı. Hayatında çok çile görmüş,çok acı çekmiş. Ve bunu belkide müziğine dünyada en iyi yansıtan sanatçıların başında gelir.
Kendisi 3 yaşında menenjit geçirmiş ve görememeye başlamış. Daha sonra ilerleyen zamanlarda gözleri kendiliğinden düzelmeye ve görmeye başlamış tekrardan. Hayatı boyunca hep acı çekmiştir ve bu acılar bir türlü peşini bırakmamıştır. Hep terkedilmiş ve hep hayal kırıklıkları yaşamıştır.
Şarkılarını dinlerken kendinizden geçmemeniz imkansızdır. Hatta düşünürum bazen bu kadar ufak tefek bir insandan bu kadar kocaman bir ses nasıl çıkar diye...Şarkılarını dinlediğiniz zaman aşık olmamanız hemen hemen imkansızdır.Yüreğinizin bir yerinin acımaması hemen hemen olanaksızdır.
Kendisini saygıyla anıyorum bu gün ve şarabımı onun o güzel sesiyle beraber ruhuna içiyorum...
"Sous Le Ciel De Paris...."

Monday, September 18, 2006

Yaz bitti...

Serin sabahlar ve akşamlarla beraber sonbahar yağmurları başladı. Neden bilmiyorum ama bu mevsimin her mevsimden farklı bir havası var. İnsanı en çok düşündüren mevsimde bu, en çok üzende ve buralardan alıp götürende... En çok aşık olunan mevsimde bu sanırım.

Şimdi herşeyin yeniden başlayacağı bir mevsim girdi kapımızdan içeri. Neler getirir, neler götürür yada birşeyler verirmi bize bilmiyorum ama tek bildiğim bir şey var; o da bu mevsimin diğer mevsimlerden daha farklı olduğu ve içinde daha çok gizem taşıdığı...